Bostancı Gösteri Merkezi, Türkiye profesyonel boks tarihinin en kapsamlı uluslararası organizasyonlarından biri olan Bosphorus Bloodline Profesyonel Boks Gecesi’ne ev sahipliği yaptı. Adam Etkinlik ve Tunal Academy iş birliğiyle gerçekleştirilen organizasyon, yaklaşık 2 bin seyircinin önünde unutulmaz anlara sahne oldu.
DAZN platformu aracılığıyla 220’den fazla ülkeye canlı yayınlanan organizasyona 18 farklı ülkeden profesyonel dövüşçüler katıldı. Uluslararası ölçekte gerçekleştirilen gecede dünyanın farklı bölgelerinden sporcular ringe çıkarak Türkiye’de profesyonel boks adına önemli bir geceye imza attı.
Geceyi Survivor şampiyonu ve milli sporcu Adem Kılıçcı, oyuncular Halit Özgür Sarı ve Mustafa Üstündağ başta olmak üzere spor, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli tribünden takip etti.
Gecenin ana maçında Türk profesyonel boksunun yükselen isimlerinden Kenan Güzel, Özbek rakibi Edem Zerdaliyev karşısında UBO Intercontinental Championship ve Tunal Belt kemerleri için ringe çıktı. Başarılı antrenör Furkan Derbazlar yönetimindeki Güzel, sekiz rauntluk unvan mücadelesinde etkili performansıyla dikkat çekti.
Karşılaşmanın dördüncü raundunda Kenan Güzel’in sol kroşesi tribünleri ayağa kaldırdı. Rakibi Edem Zerdaliyev aldığı darbe sonrası knockdown yaşarken mücadele büyük heyecan içinde devam etti. Beşinci rauntta yaşanan istem dışı kafa çarpışması sonucu Zerdaliyev’in kaşında açılma meydana geldi. Ring doktorunun incelemesinin ardından maç sürerken, Kenan Güzel’in baskısını artırdığı beşinci rauntta açılan bölgedeki hasar büyüdü.
Altıncı raund öncesinde yapılan doktor kontrolü sonrasında, sporcunun sağlığını korumak amacıyla müsabaka durduruldu. Uluslararası profesyonel boks kuralları gereği mücadele hakem puan kartlarına taşındı ve o ana kadar oluşan puanlamalar sonucunda Kenan Güzel galip ilan edildi.
Bu sonuçla Kenan Güzel, kariyerinin en önemli başarılarından birine imza atarak UBO Intercontinental Championship ve Tunal Belt kemerlerinin sahibi oldu.
Karşılaşma sonrası açıklamalarda bulunan Kenan Güzel, “Kendi ülkemde, kendi seyircimin önünde bu kemerleri kazanmak benim için çok özel bir duygu. Milletimizi uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğim.” dedi.
Kenan Güzel’in antrenörü ve organizasyonun kurucularından Furkan Derbazlar ise profesyonel boksta elde ettiği başarılarla dikkat çekiyor. Derbazlar yönetimindeki Kenan Güzel, çıktığı 7 profesyonel karşılaşmanın tamamını kazanırken, bu galibiyetlerin 5’i nakavtla sonuçlandı.
Karşılaşma sonrası konuşan Furkan Derbazlar, “Bu kemeri ülkemize kazandırmak büyük bir gurur. Dünyanın gözleri önünde Türk boksunun neler yapabileceğini gösterdik. Profesyonel arenada çıktığımız 7 maçın tamamını kazandık ve 5 nakavta ulaştık. Bu sadece başlangıç. Türk boksunu uluslararası seviyede daha ileri taşımak için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Derbazlar ayrıca organizasyonun gerçekleşmesinde önemli katkılar sağlayan Türkiye Profesyonel Boks Komisyon Başkanı Serdar Avcı’ya desteklerinden dolayı teşekkür etti.
Uluslararası yayın ağı, yüksek katılımı ve şampiyonluk mücadeleleriyle dikkat çeken Bosphorus Bloodline Profesyonel Boks Gecesi, Türk profesyonel boksu adına önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, organizasyonun önümüzdeki yıllarda daha da büyüyerek devam etmesi hedefleniyor.
Furkan Derbazlar, Satranç Boksu milli takım antrenörü ve profesyonel boks eğitmenidir. WBC, WBA, UBO ve IBF kemerleri kazanan ilk Türk antrenör olarak tanınan Derbazlar, aynı zamanda Derbazlar Fight Academy’nın kurucusudur. Sporcusu Malik Zinad ile 22-0 lık skora ulaşıp Dmitry Bivol karşısında Dünya şampiyonluk kemer maçına çıkan ilk Türk antrenördür.
Kendi adını taşıyan Derbazlar Fight Academy’i kuran antrenör, sayısız şampiyon sporcu yetiştirmiştir. Aynı zamanda “Hareketin Felsefesi” kitabının yazarıdır.
Spor dünyasında kariyerleri sekteye uğratan en ciddi sakatlıkların başında ön çapraz bağ yaralanmaları geliyor. Özellikle başarısız geçen ilk ameliyatların ardından yaşanan ikinci kopmalar, profesyonel sporcular için sahalara dönüş ihtimalini daha da zorlaştırıyor. Son dönemde ise Prof. Dr. Yavuz Kocabey tarafından geliştirilen ve dünya literatürüne giren “Kocabey Pressfit Tekniği”, revizyon ön çapraz bağ ameliyatlarında sunduğu yeni yaklaşım nedeniyle dikkat çekiyor. Bu tekniğin uygulandığı isimlerden biri de milli basketbolcu Ömer Yasir Küçük oldu.
Genç yaşına rağmen Türkiye basketbolunda dikkat çeken isimlerden biri olan Ömer Yasir Küçük, geçirdiği ön çapraz bağ ameliyatından yalnızca 5 ay sonra yeniden aynı sakatlığı yaşadı. Kariyerinin en kritik dönemlerinden birinde ikinci kez ağır sakatlık yaşayan milli sporcu, yeniden basketbola dönmenin yollarını araştırırken Prof. Dr. Yavuz Kocabey’i ve geliştirdiği Kocabey Pressfit Tekniği’ni keşfetti.
Teknik, özellikle revizyon ön çapraz bağ ameliyatlarında sunduğu avantajlarla öne çıkıyor.Geleneksel yöntemlerde bazı hastalarda iki aşamalı operasyon gerekirken, Kocabey PressfitTekniği’nin tek seansta uygulanabilmesi sporcular açısından ciddi zaman avantajı sağlıyor.
Ön çapraz bağ ameliyatlarının ardından ikinci kez sakatlık yaşayan sporcularda süreç çoğu zaman daha karmaşık ilerliyor. Çünkü ilk ameliyatın oluşturduğu tüneller, kullanılan implantlar ve dokular yeni operasyonu zorlaştırabiliyor. Bu nedenle birçok sporcu uzun rehabilitasyon süreçleriyle karşı karşıya kalıyor.
Ömer Yasir Küçük de ilk operasyonun ardından kısa sürede yeniden sakatlanınca, klasik yöntemlerin dışında alternatif tedavileri araştırmaya başladı. Yapılan incelemeler sonrası Prof. Dr. Yavuz Kocabey’in geliştirdiği Pressfit tekniğine ulaştı.
Kocabey Pressfit Tekniği’nde ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu sırasında implant kullanımının azaltılması ve greftin kemiğe doğal şekilde yerleştirilmesi hedefleniyor. Tekniğin en dikkat çeken yönlerinden biri ise özellikle revizyon ameliyatlarında iki aşamalı cerrahiyi tek aşamaya indirebilmesi.
Prof. Dr. Yavuz Kocabey tarafından geliştirilen yöntem, yalnızca Türkiye’de değil yurt dışında da dikkat çekmeye başladı. Tekniğin, ön çapraz bağ ameliyatlarında daha hızlı iyileşme ve daha düşük ağrı seviyesi sağladığı belirtiliyor. Ayrıca implant kullanımının azalmasının ödem ve kanama riskini düşürdüğü ifade ediliyor.
Kocabey Pressfit Tekniği’nin en önemli özelliklerinden biri de sporcuların rehabilitasyon sürecini hızlandırması. Özellikle profesyonel sporcular için sahalara dönüş süresinin kısalması, kariyer planlaması açısından büyük önem taşıyor.
Uluslararası ortopedi çevrelerinde de ilgi gören yöntem için farklı ülkelerden hekimlerin Türkiye’ye gelerek ameliyatları yerinde takip ettiği belirtiliyor. Teknik, son yıllarda çeşitli bilimsel toplantılar ve yayınlarla dünya literatüründe yer almaya başladı.
Ömer Yasir Küçük’ün yeniden basketbola dönüş süreci, spor camiasında da dikkat çekti. Özellikle ikinci kez ön çapraz bağ sakatlığı yaşayan sporcular için bu tarz revizyon teknikleri, kariyerin devamı açısından kritik önem taşıyor.
Uzmanlara göre profesyonel sporcularda yalnızca ameliyat değil; ameliyat sonrası biyomekanik uyum, kas dengesi ve psikolojik toparlanma süreci de büyük önem taşıyor. Bu nedenle revizyon cerrahilerinde kullanılan tekniklerin başarısı, sporcunun yeniden eski performansına ulaşabilmesinde belirleyici rol oynuyor.
Kocabey Pressfit Tekniği de son dönemde özellikle yeniden sakatlanan sporcuların gündeminde yer almaya başladı. Ömer Yasir Küçük’ün yaşadığı dönüş hikâyesi ise, Türk tıbbında geliştirilen bir yöntemin profesyonel sporcular üzerindeki etkisini ortaya koyan dikkat çekici örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Futbolda başarı; kondisyon, teknik beceri ve oyun zekâsının yanı sıra sahada en çok kullanılan ayakların sağlığı ile de doğrudan bağlantılı. Türkiye’de podoloji (ayak sağlığı) alanının önde gelen isimlerinden podolog Elif Demir, bugüne kadar pek çok ünlü futbolcuyla çalışmış bir uzman olarak, ayak bakımının performans üzerindeki kritik etkilerine dikkat çekiyor. Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi’nin kurucusu olan Demir, “Doğru ayak bakımı sakatlıkları azaltır, hız kazandırır ve oyuncunun kariyer ömrünü uzatır” diyor.
Demir’e göre futbol, diğer branşlara göre ayaklara en fazla yük bindiren sporların başında geliyor. Ani hızlanmalar, topa sert vuruşlar, yön değiştirmeler ve uzun süreli koşular ayak üzerindeki baskıyı artırıyor. “Sahada 90 dakika boyunca yere temas eden her adım, performansın kalitesini belirler. Ayak sağlığı bozuk bir futbolcunun fiziksel kapasitesinin yüzde 20’sini bile yansıtması mümkün değildir.”
Profesyonel futbolcular arasında en sık görülen sorunlar arasında tırnak batması, tırnak morarması, tırnak travma alması ve nasır yer alıyor. Bunlar, küçük problemler gibi görünse de ciddi performans düşüşüne neden olduğunu belirten Demir şöyle konuşuyor: “Tırnak batması ve tırnak sorunları, antrenmanda bile krampon giymeyi zorlaştırır. Oyuncu farkında olmadan ayağını korur, bu da vücut mekaniğini bozar. Basit bir batma bile 2–3 haftalık kayıp yaratabilir.”
Demir, Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi’nde futbolculara özel tel sistemleri, ağrısız bakım yöntemleri ve basış analizleriyle hızlı ve güvenli çözümler sunduklarını belirtiyor. Merkezde verilen tüm hizmetler acısız ve ağrısız olduğu için, futbolcular spor hayatlarına ara vermeden kaldıkları yerden devam edebiliyor, aynı gün içinde ayakkabısını giyerek sporunu yapabiliyor.
Demir’e göre futbolcuların en sık yaptığı hatalardan biri, kramponu sadece marka veya görünüşe göre seçmek. “Her ayak yapısı farklıdır. Dar kramponlar parmak deformasyonu yapar; sert tabanlı modeller taban ağrısını artırır. Futbolcuya uygun olmayan krampon, tüm maç boyunca ayakla mücadele etmek anlamına gelir.”
Sporcularda yoğun terleme, kapalı ayakkabı kullanımı ve sık antrenman döngüsü nedeniyle mantar enfeksiyonlarının daha yaygın görüldüğünü belirten Demir, düzenli podolojik bakımın bu sorunların önüne geçtiğini vurguluyor: “Mantar, futbolcunun hızını ve patlayıcılığını düşürür. Üstelik takım içinde yayılabilir. Bu yüzden her sporcu yılda birkaç kez detaylı ayak bakımı yaptırmalı.”
Ankara merkezli faaliyet gösteren Çukurambar Spor Kulübü ve NON FRANGOR Media, spor dünyasına yalnızca performans ve sonuç odaklı değil; karakter, kültür ve hikâye eksenli bir bakış açısı kazandırmayı hedefleyen projeleriyle dikkat çekiyor.
Yapının kurucusu Yiğit Gürsoy, genç yaşta spor eğitimi, kulüp organizasyonu ve medya vizyonunu aynı çatı altında birleştirerek Türkiye’nin en genç spor kulübü kurucularından biri olarak öne çıkıyor.

2023 yılında resmi yapılanmasını tamamlayan Çukurambar Spor Kulübü, klasik bir spor kursu anlayışının ötesine geçerek; sporcu psikolojisi, disiplin kültürü, takım aidiyeti ve karakter gelişimi üzerine inşa ettiği sistemiyle farklı bir konumlanma oluşturuyor. Özellikle yüzme branşında yürüttüğü çalışmalarla dikkat çeken kulüp, sporun yalnızca fiziksel değil zihinsel ve sosyal yönünü de merkeze alan bir yaklaşım benimsiyor.
2026 yılında kurulan NON FRANGOR Media ise spor medyasına sinematik ve hikâye odaklı yeni bir soluk getirmeyi amaçlıyor. Platform; kısa film estetiğinde hazırlanan spor içerikleri, belgesel projeleri, röportajlar, sporcu gelişim hikâyeleri ve modern dijital medya formatları üzerine yoğunlaşıyor.
Özellikle genç sporcuların görünmeyen mücadelelerini, disiplin süreçlerini ve psikolojik gelişimlerini anlatmayı hedefleyen yapı; sporun yalnızca skor, derece ve madalyadan ibaret olmadığını vurgulayan içerik anlayışıyla öne çıkıyor.
Kurucu Yiğit Gürsoy yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Biz sadece spor yaptıran bir yapı kurmak istemedik. Sporun insan karakterini şekillendiren tarafını da görünür hale getirmek istiyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller yetiştirme anlayışını spor kültürüyle birleştirmeye çalışıyoruz. NON FRANGOR bizim için yalnızca bir motto değil; baskı altında kırılmadan devam edebilen bir sistemi temsil ediyor.”

Ankara’da faaliyetlerini sürdüren yapı; önümüzdeki dönemde spor medyası, genç sporcu gelişimi, dijital içerik üretimi ve belgesel projeleri alanında yeni çalışmalarını hayata geçirmeyi hedefliyor.
Spor ile medyayı aynı çatı altında birleştiren bu yeni nesil yapılanma, özellikle genç sporcuların hikâyelerini görünür hale getirmeyi amaçlayan vizyonuyla dikkat çekiyor.
Bugün modern futbol artık sadece sahada oynanan bir oyun değil. Bir ekosistem, bir endüstri, bir akıl sistemi.
Bu kulüpler için lig şampiyonluğu minimum beklenti.
Asıl başarı:
👉 Avrupa’da her sezon çeyrek final standardı
👉 Sürekli oyuncu üretimi ve satışı
👉 Global marka ve gelir yaratımı
👉 Kurumsal akıl ve sürdürülebilir yapı

❗ Yönetimler Başarılı Görünmek için Taraftar Beklentisini Bilerek Düşük Tutuyor
Türkiye’de yıllardır oluşturulan algı şu: “Lig şampiyonuysan başarılısın.”
Bu doğru değil.
👉 Kalitesi düşük bir ligde şampiyonluk = görevi yapmak
👉 Avrupa’da başarısızsan = eksiksin
Çünkü:
Gerçek başarı, Avrupa’da var olmaktır. Galatasaray İçin Gerçek Başarı Tanımı
“Galatasaray sadece Türkiye’nin en büyüğü olmak için kurulmadı.
Galatasaray, Avrupa’da var olmak için kuruldu.”
Bugün bize başarı diye sunulan şey, aslında olması gerekenin altıdır.
Zayıf bir ligde kazanılan şampiyonluklar, bizi geçici olarak mutlu eder ama ileri götürmez.
Gerçek başarı;
Taraftar olarak beklentimizi yükseltmediğimiz sürece, kulüp de yükselmez.
Bizim hedefimiz kupa değil, seviye olmalı.
Çünkü seviye yükselirse, kupalar zaten gelir.
